kerem onder

kerem önder sohbet izle sinle indir

 

● En güzel olan insan

● Bazı insanlar şeytandan bile aşağıdadır

● İnsan vardır melekten üstündür, insan vardır hayvandan aşağıdır. Ebu Bekir ve Ebu Cehil arasındaki fark…

“İnsanın Ahsen-i Takvimde Yaratılışı

“Takvîm” Hakkında

“Takvîm” ise bir şeyi, te’lif ve terkibi hususunda, olması gerektiği en güzel biçime sokmak demektir. Nitekim Arapça’da bu manada, “Kavvemtuhu, tekvimen, festekâme vetekavveme” “Ben onu kıvamına getirdim, en güzel biçime koydum, o da en güzel biçime girdi” denilir.

Alimler ayetteki, “en güzel biçim”in ne olduğu hususunda şu izahları yapmışlardır:

1) Allah Teâlâ, insan hariç, her canlıyı yüzü koyun yürüyecek şekilde yaratmıştır. İnsanı ise, dimdik, boylu boslu ve yiyeceği şeyleri eliyle alıp yiyen bir şekilde yaratmıştır.

2) Esam, bu en güzel biçimin, insanın aklının, anlayışının, edebinin, ilminin ve açıklamalarının mükemmelliğinde yattığını söylemiştir. Velhasıl birinci görüş, insanın zahiri biçimi ile, ikincisi de, batini (manevi-ruhi) biçimi ile alakalıdır.

Kâdî Yahya b. Eksem’in, ayetteki “takvim”i şekil güzelliği ile tefsir ettiği rivayet edilmiştir. Çünkü nakledildiğine göre, onun zamanındaki bir kral, mehtaplı bir gecede, hanımı ile başbaşa kalmış ve
“Eğer şu aydan daha güzel olmazsan, şöyle şöyle ol (boş ol)” demiş. Böylece Yahya b. Eksem hariç, herkes, bunun yemininden hânis olacağı fetvasını vermiş. Yahya b. Eksem ise, bunun yeminini bozmayacağını söylemiştir. Bunun üzerine kendisine,

“Sen hocalarına muhalefet ettin” denildiğinde ise, o “Fetva ilme göredir. Yemin olsun ki bunun böyle olduğuna hepimizden daha alim olan Allah Teâlâ fetva vermiştir. Çünkü O, “Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık” buyurmuştur” demiştir. Bazı salih kimseler de, “Ya Rabbi, dünyada bize şekillerin en güzelini verdin. Binâenaleyh ahirette de fiillerin en güzelini ver, yani günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı görme” demişlerdir.” Razi Tefsir

“En güzel biçim” diye çevirdiğimiz ahsen-i takvîm tamlaması bu bağlamda insana Allah tarafından verilen en güzel ve en mükemmel biçim ve yapıyı, bu sayede insanın, yeryüzü varlıkları içinde gerek fizyolojik gerekse ruhsal yetenekler bakımdan en mükemmel ve en seçkin canlı olarak yaratılmış olmasını ifade eder. Yaratılmışların en mükemmeli olan insanda bulunan –âyetteki deyimiyle– bu güzelliğin kaynağı, Allah’ın onu kendi eliyle yaratıp ruhundan üflemesi (bk. Sâd 38/72), “kendi sûreti üzere” (kendi sıfatlarından ona –insanlık düzeyinde olmak üzere– lutufta bulunarak) yaratması (bk. Buhârî, “İsti’zân”, 1; Müslim, “Birr”, 115), onu yeryüzünde halife kılması (bk. Bakara 2/30; bilgi için bk. Süleyman Uludağ, “Ahsen-i Takvîm”, DİA, II, 178) vb. lutuf ve inayetleridir. Müfessirler Allah’ın insandan daha güzel mahlûku olmadığı kanaatindedirler. Zira Allah insanı canlı, bilen, irade sahibi, konuşan, işiten, dinleyen, gören, düşünüp tedbir alan, hikmetle hareket eden ve bütün bu özellikleri sayesinde fizik bakımdan kendisinden daha güçlü varlıklar üzerinde bile hâkimiyet kurabilen bir varlık olarak yaratmıştır ki bütün bu vb. sıfatlar aynı zamanda ilâhî sıfatların bir kısmının ondaki yansımaları, tecellileridir. (krş. Şevkânî, V, 546)” Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:646-647

Ayet-i kerimeden anlaşılıyor ki, insan maddi ve manevi birçok cihetle en güzel bir şekilde yaratılmıştır. Mesela; insanın manevi cevherlerinin kaynağı olan ruhu güzeldir, o ruhun
gönderir. Vicdan ise insanın fıtratına derç edilmiş doğuştan gelen hakikat miyarıdır.

Kalbin bir fiziki, bir de manevi yüzü vardır. Fiziki yüzü tıbbın alanına girer, manevi yüzü ise dinin sahasıdır. Burada izah ettiğimiz kalp, manevi kalptir. Beyin ile akıl arasında da benzer bir ilişki vardır. Beyin fiziki bir organdır, akıl ise soyut ve manevi latifedir. Aralarında bizim anlamakta zorluk çektiğimiz ince ve latif bir ilişki bulunabilir.

Mesela, önem ve işlev açısından maddi cesette kalp ne ise, manevi cesette de kalp ona denk gelir. Keza, önem açısından beynin maddi cesetteki yeri ne ise, aklın da manevi ceset için yeri odur.

Bu yüzden akıl ve kalp gibi manevi cihazları, beyin ve et parçası olan yüreğe nispet etmişlerdir.
Nasıl, beyin ve yürek, maddi cesedin en önemli azaları ve sultanları ise, akıl ve kalp de manevi cesedin sultanları mesabesindedir.

• Ahsen-i takvim, “en güzeli yazabilecek kıvamda, kabiliyette yaratılmış olma.”

“Dünya âhiretin tarlasıdır.” Yüksek insanlar da, alçak insanlar da bu dünyada yetişiyorlar. Ve âhirette her nefis kendi ameline uygun saadete eriyor yahut azaba düşüyor.

 

 

      fblogo    
Kategori: SOHBETLER
Etiketler:,