Müslümanım demek yetmez! Şahitlerin nerde? Kerem Önder'in Yazılarının, Şiirlerinin, Reddiyelerinin ve Sohbetlerinin Paylaşılacağı Resmi Sitesidir.
kerem onder

Müslümanım demek yetmez! Şahitlerin nerde?

kerem önder sohbet izle sinle indir

 

“İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.” (Ankebut 2)

“Nüzul Sebebi

1) Ammâr b. Yasir, Ayyaş b. Ebî Rebîa, el-Velid b. el-Velîd ve Seleme b. Hişam hakkında nazil olmuştur. Bunlar Mekke’de iken işkenceye maruz kalmışlardı.

Beşinci Mesele

Bu ayetteki ifadesinin tefsiri hususundadır. Bu, “Onlar, sırf “inandık” demekle yakalarının bırakılaca­ğını mı sanıyorlar?” “Bedenî ve malî bir takım mükellefiyetlerle imtihan olunmadıkça…” demektir. Nahiv imamları (alimleri), ayetteki ifadesinin tahlilinde ihtilaf etmişlerdir. Bu cümleden olarak bazı alimler, bunun takdirinin “demek ile” şeklinde olduğunu söylerlerken; bazıları da, “inandık diyerek…” şeklinde olduğunu söylemişlerdir. Bu ifadenin zahirinin muktezası (manası), sanki onların “inandık” demekten yasaklanmalarıdır. Bu tıpkı birisinin, “sen Zeyd’i dövmekten alıkonulacağını mı sanıyorsun?” yani “Bunun sana yasaklanacağını mı sanıyorsun?” demesi gibidir. Zâhirindeki bu mana, doğruluktan uzak bir manadır. Çünkü Allah hiç kimseyi, “inandım” demekten menetmez. Fakat bu müfessirin maksadı, onların, imtihan edilmeden, sırf “inandık” sözleri ile yakalarının bırakılmayacağıdır. Binâenaleyh farzların gerekli kılınması ile, buradaki bütün şeylerden menedilmiş duruma girmişlerdir.

Bazı Deruni Meseleler

Bu ayetteki manevî (deruni) bir takım incelikler hakkındadır. Bunlar şöyledir: İnsanlardan istenen en önemli şey, ibadettir. İbadetlerin en önemli gayesi ise, hadis-i şerifte de varid olduğu gibi, kişide “muhabbetullah”ın gerçekleşmesidir. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Kulum Bana ibadetleri ile yaklaşmaya devam eder, nihayet Ben onu severim…” O halde kalbi Allah sevgisi ile dolup taşan kimse, Allah katında en büyük dereceyi alır. Fakat kalbin tercümanı vardır. Bu da dildir. Dilin de tasdikcileri vardır. Bunlar da bedenin diğer uzuvlarıdır. Bu tasdikcilerin de, tezkirecileri vardır. Mesela insan diliyle, “inandım” dediğinde, bu kimse kalbinde Muhabbetullah’ın yerleştiğini iddia etmiş olur. Binâenaleyh bu kimsenin iddiasına şâhidler getirmesi gerekir. İman binasının üzerine oturacağı şeyleri yapmak için bütün uzuvlarını kutlandığında, iddiasına, tasdikci şâhidler tahakkuk etmiş olur. Bu kimse canını ve malını Allah yolunda harcayıp, amellerini Allah Teâlâ dışındaki herşeyi bir tarafa bırakarak tezkiye ettiğinde (temizlediğinde), iddiasında kendisini tasdik eden şâhidlerini de tezkiye etmiş olur. Böylece de ismi, “muhibbîn” (Allah’ı sevenler) defterine kaydedilir ve mukarrebler bölümüne girmiş olur. İşte buna, “insanlar inandık demeleriyle bıkanhvereceklerini mi sandûır?” ifadesiyle işaret edilmiştir ki bu, “Onlar, davalarının, şâhidler olmaksızın ve şâhidlerinin tezkiye edicileri olmaksızın kabul edileceğini mi sanıyorlar! Hayır, aksine onların “muhibbîn”den olabilmeleri için, bunların bulunması gerekir” demektir.

* Dil ile ikrar ettiğimiz kelimeyi tevhide şahidler gereklidir, o eller tekbir getirmezse şahitlerin yok demektir, Ayakların camilere gitmiyorsa şahidlerin yok demektir.
Şahitler olmak zorunda imanının delili olarak.

 

 

      fblogo