kerem onder

Peygambersiz Müslümanlar ve Peygambersiz Hristiyanlar!

yya

Peygambersiz Müslümanlar ve Peygambersiz Hristiyanlar!

 

Günümüzde, çirkin sesleri gitgide yükselen bâtıl fırkalardan biri de, Allah’ın kitabı Kur’ân’ı kullanarak, O’nun Peygamberini hiç utanmadan aşağılayan hadis inkarcılarıdır.
Bu istismarcılar, “Kur’an bize yeter! Bu kitaptan başka hadis yoktur!” derken, ilmi yetersizliklerinden ve Kur’ân’a bir bütün olarak bakamadıklarından sebep, birçok ayeti de inkar etmiş olurlar.

Mesela “Ve emmâ bi ni’meti rabbike fe haddis” âyeti, inkar ettikleri ayetlerden sadece biridir. (Duhâ 11)
“Ve Rabbinin nîmetini artık anlat.” buyuran Kur’an hükmü, nasıl böyle el çabukluğuyla halının altına süpürülebilir?

Âyette geçen “haddis” kelimesi, bu Peygambersizlerin inkar ettikleri “hadis” ilmidir. Kelimenin manası ise şudur; Anlat, bahset, dillendir…
Efendimiz aleyhisselam’ın sözlerinden ve hallerinden oluşan hadisler de ya başka nedir?

Âyette de görüldüğü gibi, bu Kitabın sahibi olan Allah, Peygamberi Muhammed aleyhisselam’a, kendisine verdiği nimetler içinde en üstün nimet olan bu Kur’ân’ı insanlara tebliğ etmesini ve açıklamasını emrediyor. Ama bu inkarcılar, Kur’an’daki “tebliğ” emrini kabul edip “açıkla” emrini reddederek, istismar ettikleri bu Kitabın bir kısmını kabul ediyor, bir kısmını ise reddetmiş oluyorlar!
Bunu ya cehaletlerinden yapıyorlar ya da ihanetlerinden yapıyorlar…

Hristiyanlığı yıkan Pavlos’larla, İslam’ı yıkmak için Peygamberi devreden çıkaran bu bizim Pavlos’lar aynı yolun yolcusudur.
Hristiyanlar, Peygambersiz bir din istediler ve uygulamayı, yani Hazreti İsa aleyhisselam’ın yaşantısını ve sünnetini devreden çıkardılar. Peygamberi ilahlaştırdılar ve taklid edilebilir olmaktan uzaklaştırdılar. Hadislerini devreden kaldırarak, dîni emirlerin sayısını da azalttılar. Böylece Hristiyanlığın birçok hükümlerini ortadan kaldırdılar ve saptılar. Bugün Hristiyanlık, içi boşaltılmış bir hurafeler bütünü olmuştur.

Bugün Hristiyanlığın tahrif edilmiş olan birkaç hükmüne bakarsak, bunu çok daha rahat bir şekilde görebiliriz:

1) Namazı kaldırdılar!
Oysa “…Yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti.” buyurdu İsa Mesih. Bugün, Hristiyanlar ne namaz kılar ne de zekât verirler. (Meryem 31)

2) Orucu kaldırdılar!
Basit bir te’ville oruca, “kendi günah ve hatalarının farkında olmak.” manasını verdiler ve bu zor ibadeti de yürürlükten kaldırdılar. Şimdilerde, kendisini Allah’a yakın hissedenlerden bazıları, su içmeme orucu tutuyorlar. Su dışındaki her içecek serbest! (Diyalogçu: ‘Aaa, ne kolay bi din! Hadi Hristiyan olalım!’)

3) Allah için kurban kesmeyi kaldırdılar!
Halbuki bizden önceki tüm şeriatlarda, namaz ve oruç gibi, kurban kesme emri de vardır. “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine, O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık…” hükmü, bunun delillerindendir. (Hacc 34)

4) Başörtüsü emrini kaldırdılar!
İncil’de geçen, “Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün!” emri, yine tahrif edilmiştir. Hristiyan rahibelerinin tamamı örtülüdür. Ancak halk, kolaylaştırma ve daha çok taraftar toplama bahanesiyle bu emirden muaf tutulmuştur. (Korintliler 11/6)

5) Sünnet olmayı kaldırdılar!
İncil’de geçen ‘sünnet olun’ emrine keyfi bir mana verip tahrif ettiler. “Allah’ın burdaki sünnetten kastı, kalpteki günah kabuklarının atılmasıdır!” gibi zorlama bir yorumla, bu emri de yok ettiler.
“Ve Allah İbrahim’e dedi: ve sen ise, sen ve senden sonra zürriyetin, nesillerince ahdimi tutacaksınız. Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutacağınız ahdim şudur, aranızda her erkek sünnet olunacaktır.” cümlesi, Hristiyanların tahrif ettiği İncil’den bir alıntıdır. (Tekvin 17/9)

Örneklerde görüldüğü üzere, bu inkarcılar, Allah’ın kelimelerini hevâlarına göre yorumladılar ve dini bozdular.

Bizdeki hadis inkarcılarından biri de esnaf arkadaşına şöyle demiş;
“Ben çocuğumu sünnet ettirmem, çünkü Kur’an’da sünnet olun emri yok!”
Ben de bu çarpılmış adama şöyle dedim:
“Eğer sen sünnetliysen, demek ki Kur’an’a uymadın. Git, hemen sünnet derisi diktir!”

Allah Teâlâ, dini bozdukları için, Kitapta bu Hristiyanlara, “Kâfirler” ve “Zalimler” diye hitab etti.
Bizim içimizdeki bozuklar da, Allah’ın bu ateşli hitâbına mazhar olabilmek için emin adımlarla yol alıyorlar…

“Andolsun, ‘Allah, Meryem’in oğlu Mesih’tir’ diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona Cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer Cehennemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur” demişti.” (Mâide 72)

 

 

      fblogo