kerem onder

kerem önder sohbet izle sinle indir

 

* Rabıtanın Kur’an ve Sünnetten delilleri

* Ashab-ı Kiram

* Hz.Vahşi mi üstündür yoksa Veysel Karani mi?

* Sahabilerin iman derecesi 58. Mektup

Bu mektûb, seyyid Mahmûda gönderilmişdir. Tesavvuf büyüklerinin yolunu ve Eshâb-ı kirâmın şânının yüksekliğini bildirmekdedir: “Kıymetli iltifâtnâmenizi almakla şereflendik. Büyüklerimizin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” yazılarını zevkle okuduğunuzu anlayınca, birkaç kelime yazarak göndermek îcâb etdi. Böylece, süâliniz cevâblandırılmış ve arzûmuza teşvîk edilmiş olur. Yavrum! Büyüklerimizin seçdiği tesavvuf yolu, yedi basamakdır. Nitekim, insan da, yedi ayrı cevherden yapılmışdır. Bu basamaklardan ikisi, beden ile nefsin yolu olup, âlem-i halkdandırlar. Beş basamak ise, âlem-i emrdendir ve kalb, rûh, sır, hafî ve ahfânın yoludur. Bu yedi basamakdan her biri geçildikçe, nûrdan ve zulmetden, onbin perde açılır. Nitekim, (Allahü teâlâ ile kul arasında nûrdan ve zulmetden, yetmişbin perde vardır) buyurulmuşdur. lem-i emrde olan birinci basamakda, Allahü teâlânın (Sıfât-ı ef’âliyye)si tecellî eder. İkinci basamakda (Sıfât-i hakîkıyye)si tecellî eder. Üçüncü basamakda, Zât-i ilâhînin tecellîleri başlar. Erbâbına saklı olmadığı gibi bu tecellîler artar. Sâlik, her basamakda, kendinden uzaklaşır ve Hak teâlâya yaklaşır. Yedi basamak bitince, yakînlik de temâm olur. Fenâ ve Bekâ ile şereflenir. Vilâyet-i hâssa denilen makâma erişir. Büyüklerimiz, bu yola lem-i emrdeki basamakdan başlıyor. Bu beş basamağı aşarken, lem-i halkı da aşıyorlar. Başka tesavvuf büyükleri ise, önce lem-i halkdan başlıyor. Bu iki basamağı atlamak için senelerle uğraşıyorlar. Bunun için, büyüklerimizin yolu, en kısa yoldur. Başkalarının sonda kavuşduklarını, bu büyükler, başlangıçda ele geçirir. Fârisî mısra’ tercemesi: Gül bahçemi gör de bahârımı anla! Bu büyüklerin yolu Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” yoludur. Hayr-ül-beşerin “sallallahü aleyhi ve sellem” sohbetinde [ve mubârek nazarları karşısında] bir kerre bulunmakla, Eshâb-ı kirâmdan her biri, öyle bir dereceye yükselirdi ki, onlardan sonra gelen Evliyânın en büyüklerinden pek azı, en son olarak, bu dereceye yükselebilmişlerdir. Bundan dolayı, Uhud gazvesinde hazret-i Hamza’nın “radıyallahü anh” şehîd olmasına sebeb olan Vahşî “radıyallahü anh” îmân edip, bir kere Peygamberin “sallallahü aleyhi ve sellem” huzûrunda bulunduğu için, Tâbiîn’in en üstünü olan Veysel Karânî’den efdal olmuşdur. Büyük islâm âlimi Abdüllah ibni Mubârek’e, (Mu’âviye ile Ömer bin Abdülazîzden hangisi efdaldir?) diye soruldukda, (Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” yanında giderken Muâviye’nin “radıyallahü anh” bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülazîz’den yüzlerce dahâ kıymetlidir) buyurdu. Büyüklerimiz, Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” yolunda yürüdüklerinden, başkalarının, en sonda vardıkları derecelere, dahâ başlangıçda ermişlerdir. Bu yolun sonunun nasıl olacağını, bundan anlamalıdır. Bu büyüklerin, nihâyetde erişdikleri dereceleri kim anlayabilir. Fârisî iki beyt tercemesi: Dil uzatırsa, bunlara, eğer bir câhil, Allah korusun! Ağza almam sözlerini, Cihân arslanları, bu zincire bağlıdır, Kurnaz tilki, nasıl koparır bu zinciri? Allahü teâlâ bizleri ve sizleri, bu büyükleri sevmekle şereflendirsin! mîn.”

* “Vallahi, yetmiş Bedir’liye yetiştim, çoğu kez giydikleri sof idi. Eğer siz onları görseydiniz deli sanırdınız. Onlar da sizin iyilerinizi görselerdi, “bunların ahirette bir nasibi yok” derlerdi. Kötülerinizi görselerdi, “bunlar hesap gününe inanmıyorlar” derlerdi.” Hasan-ı Basri (rahmetullahi aleyh) (Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, Kahire, 1394-1974, 2/134)

* Rabıtanın fiziksel bir delili: “Hiç piyano çalmamış yetişkinler arasında bir deney yapılıyor. Üç gruba ayrılıyor denekler. Bir grup her gün belli süre piyano çalıyor. İkinci grup sadece piyano çaldığını hayal ediyor. Üçüncü grup ise kontrol grubu, sadece piyanoya bakıyor. İlk grubun beyin haritasında ciddi değişiklikler oluyor. Kontrol grubunda hiçbir değişiklik gözlenmiyor. İlginç olan nokta şu; Sadece piyano çaldığını hayal eden grubun beyin hareketlerinde de aynı çalanlar gibi değişiklikler gözleniyor. Prof. Susan Greenfield, parkinson hastalığı üzerinde çalışan bir doktorun; “Düşünce, beynin hareketidir.” şeklindeki ifadesiyle açıklıyor bu deneyin sonuçlarını. Hareket nasıl kasları etkilerse, düşünce (ses, koku, görüntü, duyusal haz, algı, bir konu üzerinde yoğun ilgi vb. şeylerin yol açtığı zihinsel faaliyet) de beyindeki yolakları etkiler.” (Dijital Çağda Müslüman Kalmak; Syf.90 / Nazife Şişman)

“Hata ne kadar küçükte olsa tarikat yoluna set olur. Nefis, yemekten, şöhretten hoşlanır. Ruh zikirden yokluktan hoşlanır. Ruhumuz ezelden bize misafir geldi. Onu incitme memnun et.” İhramcızade

 

 

      fblogo    

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.