Ağla Yeter ki!

Ağla Yeter ki!

Ağlamak, ne büyük saadet…

 

“Allah’ım, göz pınarları kurumuş merhamet fukaralarından etme beni” diyerek dua etti büyükler, bu gönül banyosundan mahrum olmamak için.

 

Ey bu sözleri yazan Hak talibi! Sen de ağla o zaman.

Hemen bir manava git ve bir kilo soğan al.

Hepsini bir oturuşta soy ki, gözlerin yaşa bulansın!

Olmadı, parayla adam tut seni dövüp ağlatmaları için.

 

Veya okuldayken aldığın zayıf bir nota ağla!

Sanki bahane mi yok gözyaşına?

 

Yolda yürürken, mahsustan taşa tak ayağını ve yüz üstü düş kaldırıma.

Görenler, "çocuk musun?" deyip gülsünler sana; ağla yeter ki!

Al teybini önüne, kayıt düğmesine bas!

Geçmişte yaşadığın tüm günahları itiraf et, boş bir kasete. Yetmedi, tekrar tekrar dinle kaseti. Duyduklarını dolu dolu yaz defterlere.

Gece, gündüz defterlerinin işgal ettiği kütüphaneye bak, gözlerin dolar belki!

 

Eline bir tesbih al; "Allah" deme, "Peygamber" deme!

Hiç durmadan yanlışlarını say sadece...

Ola ki, nefsin utanır da gözlerinden yaş gelir!

 

Ağla be dostum! Evlenemediğin o kıza ağla!

Hiç belli olmaz ki; her sevginin sahibi olan yüce Allah sen, "Leyla, Leyla!" derken, "Mevla" ya çevirir dilini Mecnun gibi, belli olmaz…