kerem onder

ÜÇ YAŞINDA TECAVÜZ EDİLİP ÖLDÜRÜLEN KIZIN NE GÜNAHI VARDI?

Soru: İnançsızlık ve inanç arasında gidip gelirken videolarınız karşıma çıktı ve kafamdaki bütün soru işaretleri sayenizde cevabını buldu.
Buhranlarım huzursuzluğum yerini tatmine ve mutluluğa bıraktı bunun için sağolun hocam. Ama bir soru var ki cevabını sizden duymayı çok istiyorum bu konuda bir videonuzu bulamadım.
Üç yaşında tecavüz edilip öldürülen küçük bir kızın ne günahı vardıda Allah buna izin verdi hocam? Küçücük bir kızı neden sınav etsin Allah? Lütfen bu üzücü duruma tatmin edici bir cevap yazın.

Cevap: Tecavüze uğramak, o kızın sınavı değildir. O şerefsiz adamın sınavıdır kardeşim.
Her kuluna doğru ve yanlış tercihler arasından dilediğini seçmesi için özgür bir irade veren Allah, en şerefsiz ve insanlıktan çıkmış olan mahluklara da;
En şerefli ve hayatını insanlığa hizmete adayan salihlere de akıl ve irade denilen iki büyük nimet bahşetmiştir.

Salih olan kul, çok alımlı ve çekici bir kadından gelen cazip zina teklifini çok istemesine rağmen kabul etmeyerek şehvet sınavında galip gelmiş;
Sapık olan kul ise, aynı şehvet imtihanında nefsini haram yollarla o kadar çok tatmin etmiş ki, insanlık cevherini kaybederek küçücük bir kız çocuğuna sulanacak ve hatta tecavüz edip öldürecek bir derekeye kadar inebilmiştir.

Küçük kız yavrusunun bu işte hiçbir dahli ve günahı olmayıp mazlum durumundadır.
Tıpkı Irak’ta ve Afganistan’da yüzbinlerce kadının, kafir ve zalim işgalci haçlı askerler tarafından tecavüze uğraması ve hiçbir suçlarının olmaması gibi…

Müslüman ve kafir her kulu imtihan eden Allah, Şii Esed tarafından Suriye hapishanelerinde yıllar boyu akıl almaz işkenceler görerek öldürülmüş olan yüzbinlerce insana da imtihan sırrı gereği izin vermiştir.

Yine O Allah, başlarında Zekeriyya ve Yahya olmak üzere 300’den fazla Peygamberinin Yahudiler tarafından katledilmesine neden izin vermiştir?

Elbette bu dünya bir imtihan dünyasıdır ve herkes yaptığı zulümlerin karşılığını bazen burda bulamasa da, ahirette çok daha beter bir seviyede kesin bulacaktır.

Eğer Allah, adam öldürmek isteyenin elinden tutup engellese, ya da bir kız çocuğuna tecavüz edip öldüren kimseye mani olsa, ortada imtihan diye bir şey kalmazdı. O zaman imtihanı kaybedecek kimse de olmazdı. Bu durumda Cennet ve Cehennem vaadleri de lüzumsuz olurdu ki, Allah, Kitabı Kur’an’da boş sözlere asla yer vermez.

Şunu unutma ki, Allah’ın bir günaha izin vermesi, o işten razı olduğu anlamına gelmez.
O rezil günahtan razı değildir ama imtihan sırrı gereği onun işlenmesine izin verebilir.
Bundan sonra Allah, önünde ya da sonunda o zalime yaptığı rezil günahın karşılığını verecek;
Mazlum olana da, burada ya da ahirette kesinlikle kul hakkını ondan alabilmesi için fırsat tanıyacaktır.

“Eğer inkâr edecek olursanız, bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının küfre / inkâra sapmalarına razı olmaz.” (Zümer 7)

Ayrıca Allah Teala, Cennette, mazlumların başına gelen bu tür felaket ve zulüm hatıralarının hepsini hafızalarından silecek ve onlara huzursuzluk hissettirecek tek bir anı bile bırakmayacaktır.

Yaratıcımızın, bunu yapabileceğine inanmakta güçlük çekenler, Alzheimer hastalarına baksınlar.
Aynı sabah yedikleri yemeği bile unutabiliyor bu hastalar.
Beynin yaratıcısı olan Allah, hafızaya “çalışma ve uyu” dediği anda, elbette zihin, bu ilahi emri dinlemek ve itaat etmek zorunda kalacaktır.

Sonuç olarak dünyadaki imtihanlar kıyamete kadar olmaya devam edecektir.
Bazen doğrudan biri sınava tabi tutulur ve başına bazı musibetler gelir;
Bazen de başkasının imtihanından dolayı o kişi, o sınavın içinde bir mazlum olarak rol alır.
Başına musibet gelen kul, Allah’a hakaret etmez ve sabrederse, Allah hiçbir ameli zayi etmez ve o kulu ebedi Cennetle mükafatlandırır.
Tecavüze uğrayıp öldürülen o küçük masum kıza, ebedi Cennetini verdiği gibi…

Bu saydıklarım, işin Allah’a bakan yönüdür.
Peki bu tür rezil vakaların artmasında bizim hiç mi suçumuz yoktur? Hırsızın bunda hiç mi günahı yoktur?

Allah, Kitabı Kur’an’da, bir masumu öldürenin cezasının ölüm olduğunu bildirmiş ve bize; “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.” buyurarak, insanlığı bu tür zulümlerden korumanın yolunu bize göstermiştir. (Bakara 179)

Getirin Allah’ın kanunlarını ve bakın bakalım toplum ıslah oluyor mu, olmuyor mu? Şeriatı uygula ve sonuç al. Bu kadar basit…
14 asırlık İslam tarihimizdeki düşük suç oranları, en büyük delilimiz olarak tarih ve siyer kitaplarımızda kayıtlıdır.

Şimdi bu çağlara hitab eden Kur’an hükümlerini yerine getirmeyen ve adaleti geri bırakan bizler suçlu olmuyoruz da, neden hep Allah’ı suçluyoruz?
Toplumun ıslahı için yazdığı kullanım kılavuzuna, yani Kur’an’a uymayan biz;
Ama her kaosta suçlu olan yine Allah(!)?
Ne kadar vicdansızca hüküm veriyoruz…

Yine başa dönerek yazımı bir soruyla bitireyim:
Allah’ın Peygamberi Yusuf aleyhisselam’ın ne günahı vardı ki, bir kadının tecavüz iftirası sebebiyle Mısır zindanlarında 10 yıl hapis yattı?
‘Allah buna neden izin verdi’ diyebilir misin şimdi?
Hayır!
Büyük resimde Allah, Yusuf’unu çilelerle yoğurmuş, eğitmiş ve o dönemin süper gücü Mısır’ın ikinci adamı seviyesine kadar çıkarmak için onu ağır bir musibetle buna hazırlamıştır.

“İnsanlar, ‘İnandık’ demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler? Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebut 2-3)

kerem önder fetvalar

 

 

      fblogo