Ağaç Olacak Ateist…

Ağaç Olacak Ateist…

Ağaç Olacak Ateist…

2007 yılında havaalanındayım.
Hac vazifem için Arabistan'a gidiyorum. Pasaport sırası beklerken, karşıdan iyi giyimli, bond çantalı, yabancı olduğunu anladığım biri bana doğru geldi.
Etrafımda birçok boş sandalye olmasına rağmen yanıma oturdu, anladım ki bir şeyler soracak. Konuşmaya başlayınca Türkçesinin gayet iyi olduğunu gördüm.
 
Bir İngiliz olduğunu, Türkiye'ye her ay iki defa geldiğini ve kendilerine bağlı olan şirketleri denetlediğini söyledi.
Etraftaki ihramlı hacıları görünce merak etmiş, herhâlde genç olduğum için bana sormak istemişti:
 
Ateist: Bu üstünüze giydiğiniz beyaz şeyler nedir?
Müslüman: Buna ihram denir. Biz Müslümanlar hayatımızda en az bir kez bu giysilerle Allah'ın evi olan Kâbe'yi ziyaret etmek zorundayız. Bu gördüğün tüm beyazlı insanlar, bu kutsal vazifeyi yapmak için sıra bekliyorlar.
 
Ateist: Bu inancınızın emri mi, yoksa seyahat için mi gidiyorsunuz?
Müslüman: Evet, bu Allah'ın emridir. Bizi terbiye etmek ve cennete hazırlamak için bazı kurallar koymuştur. Hacc görevi de onlardan birisi.
 
Ateist: Ben bir Ateistim. Seni samimi görüyorum. Gerçekten de ölümden sonra bir hayat olduğuna inanıyor musun? (Burada, alaycı bir bakışla bana baktı ve bir hayalin peşinde olduğumu ima etti. Normalde birkaç bilgi verip vicdanıyla baş başa bırakacaktım. Ancak, inancımı küçümseyince dişlerimi göstermek zorunda kaldım!)
Müslüman: Eğer bir diğer dünya yoksa, ben bu yaptığım görevlerle hiçbir şey kaybetmiş olmam! Çünkü tüm bu vazifeler, aynı zamanda beni daha ahlaklı bir insan yapıyor. Ama ya ahiret varsa, sen orda ne yapacan? (Hz. Ali'nin bir müşriğe verdiği cevaptır.)
 
Ateist: Ölümden sonra diriliş, bana hiç mantıklı gelmiyor!
Müslüman: Peki sen nasıl inanıyorsun? Ölünce sana ne olacak? (Kontra atağa geçtim!)
 
Ateist: Ölünce toprağa gömüleceğim. Toprak etimden ve kemiğimden beslenecek. Birkaç yıl içinde bir filiz olarak yeşereceğim. Bir insan gibi büyüyecek, dallarım salınacak, gölge olacağım. Aşıklar, dallarımın altında birbirlerine sarılıp meyvelerimden yiyecekler. (Gerçekten böyle söyledi!) Rüzgar, yapraklarımı okşayacak. Her yağmur, yıkanışım ve yemeğim olacak. Sonsuza kadar, insanlara nefes vericem, meyve vericem!
Müslüman: Samimi bir insan olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bu dediklerine inanıyor musun? (Tam konuşacaktı ki, başlığı yapıştırdım!)
 
Sen yanlış biliyorsun!
 
Dur, ben sana ne olacağını anlatayım:
Toprak seni kemirip yuttuktan sonra, bir filiz olacak ve yeryüzüne çıkacaksın. Büyürken, keçiler yapraklarını kemirecek.
Yetmişlik kokonoların gezdirdiği fino köpekleri, pazar gezmelerinde üstüne bevledecekler! (Aslında diğer kelimeyi kullanmıştım, burada yazamıyorum!)
 
Daha sonra bulunduğun yerde bir yol çalışması yapılacak. Elleri testereli adamlar, seni ayak bileklerinden kesecek! (Tebessüm edip, hayır dercesine başını sallıyor)
 
Sonra kabuklarını soyacaklar, yani derini yüzecekler. (Saatine bakıyor...)
 
Bitmedi! Seni bir kağıt fabrikasına götürecekler. Binlerce ince parçaya bölüneceksin! Bir kısmın tuvalet kağıdı olacak, bir kısmın kitap sayfası. Sonra senden ürettikleri o sayfaları birleştirecekler. Seni yeşil ve kalın bir kapla kapatacaklar ve üstüne kalınca harflerle gösterişli bir yazı yazacaklar: HOLY KUR'ÂN – KUTSAL KUR’AN İşte sana olacak olan budur!
 
Ateist: Tanıştığıma memnun oldum, gitmem gerek!
 
(Zorunlu bir gülümsemeyle birlikte elimi sıktı, ama yüzü değişti.
 
Belki aklına bir soru işareti bırakabilmişimdir. Hidâyet, Hâdi'dendir…)
 
"Dediler ki: 'Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.' Bu hususta onların hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar." (Câsiye 24)  
 
İlgili sohbetim: