SİZE HAKARET ETTİM, HELALLİK İSTİYORUM HOCAM...

SİZE HAKARET ETTİM, HELALLİK İSTİYORUM HOCAM...

SİZE HAKARET ETTİM, HELALLİK İSTİYORUM HOCAM...

Soru: Selamün aleyküm hocam. Nasıl başlarım bilmiyorum, ben “Arnavutların İslam'a uymayan iki âdeti” isimli sohbetinizi izledim. Videoyu yayınlayan gruptaki kişilerin hepsi de Arnavut. Onlar bu video için size hakaretler ederken ben de sizi tanımadan araştırmadan hakaretlere katıldım. Çok utanıyorum. Sonra Arnavutlar hakkındaki diğer sohbetlerinizi izleyince çok büyük bir hata yaptığımı anladım. Profilinizi buldum, yazılarınızı fetvalarınızı okudum ve sizin gerçek bir Ehli Sünnet hoca olduğunuzu anladım. Çok çok özür dilerim lütfen bu Arnavut kardeşinize hakkınızı helal edin hocam.

Cevap: Ve aleyküm selam kardeşim

Ben de sizin gibi bir Arnavut'um. Bizim atalarımız, Osmanlı ordusunun akıncılarından olduğu için, savunmada kalmayı değil, hücum etmeyi severim.

Dini tahrif eden bütün bid'at hareketlerine reddiye yaptığım gibi, cehaletten ve âdetlerden dolayı İslam'a uymayan fiiller işleyen insanları da uyarmak, "Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin." hükmü sebebiyle, bir davetçi olarak vazifemdir. (Bakara 42)

Öncelikle bilmelisiniz ki, benim sohbet meclisime gelen insanların yarıdan fazlası Arnavut'tur. Eğer olmayan birşeyler anlatıp iftira ediyor isem, bu Arnavut'lar bizim ilim meclisimize niye geliyorlar, insan hiç düşünmez mi?
Arnavutlar, kendilerine iftira eden(!) bir adamı konuştururlar mı hiç?
 
Demek ki doğru ve yaşanmış olan şeyleri anlatıyorum ve etrafımdaki insanlar, alışageldikleri âdetlere göre değil, İslam'a göre hayatlarını şekillendirmeye başlıyorlar.
 
Oysa bize iftira ve hakaretler eden insanlar şu ayeti bilselerdi;
 
"Ve enzir aşîratekel akrabîn - (Önce) en yakın akrabanı uyar." (Şuarâ 214)
 
Allah Teala bu ayette, Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam'a, "uyarmaya önce kendi insanlarından ve akrabalarından başla" diye emrediyor. Peki zamane hocalarının çoğu ne yapıyor?
 
Kendisi ve yakınları haricinde kim varsa onlara giydiriyor.
 
Kendileri hep kusursuz!!
 
Bu derviş ise, birçok hocanın aksine, çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batıran bir hatiptir.
 
Bundan sebep, düzeltmeye önce kendim, sonra etrafımdaki insanlar ve sonra diğer Müslüman kardeşlerimle devam etmem Muhammedî bir yöntemdir. (Övgüler ve selam Efendimin üstüne olsun)
 
Allah'ın Peygamberi'nin şu tehdidi varken ben nasıl susabilirim, deyin?
 
"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, siz ya iyiliği emretmeye ve kötülükten nehyetmeye devam edersiniz ya da Allahu Teala yakında sizin üzerinize azabını gönderir. Sonra siz dua edersiniz ama Allahu Teala duanızı kabul etmez." (Tirmizi)
 
Şu hadisin beyan ettiği kadar da mı imanımız yok, hak aşkına?
 
Rasulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
 
“Sizden kim bir münker (kötülük) görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse, diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse, kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten, 11- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20)
 
Helalliğe gelince…
Şu yazdığınız özür yazısında samimi olduğunuzu düşünüyorum ve size hakkımı helal ediyorum kardeşim.
 
Umuyorum ki, sizin bizi araştırma ve tanıma zahmetine girdiğiniz gibi, diğer Müslüman kardeşlerim de o tatlı iftira rüzgarına kapılmadan bizi araştırır, Arnavutlar hakkındaki tüm sohbetlerimi izler ve hakkımda yapılmak istenen bu çirkin algıya karşı bir savunmaya geçerler.
 
 "Ves selâmu alâ menittebeal hüdâ - Selâm, doğru yola uyanlara olsun."
 
Arnavutlar hakkındaki sohbetlerim: