RECM DENİLEN VAHŞETİ NASIL SAVUNABİLİRSİNİZ?

RECM DENİLEN VAHŞETİ NASIL SAVUNABİLİRSİNİZ?

RECM DENİLEN VAHŞETİ NASIL SAVUNABİLİRSİNİZ?

Soru: Youtube kanalınızda yayınlanan sohbetlerinizden her gün dört beş tanesini izliyorum. Hakkınızı vermeliyim çok şeyler öğrendim. Yalnız bir sohbetiniz içinde İslam’da recm vardır dediniz, böyle güzel bir dinde böyle bi vahşetin olduğunu nasıl savunabilirsiniz?

Cevap: Sevgili kardeşim;

Bu dinin yaratıcısı Allah'tır. Açıklayıcısı ve öğreticisi ise Resulullah'tır. Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikten sonra, Kerem kardeşin bu hükmü nasıl gizleyebilir?

"Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için, kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır." ayeti, Resulullah (aleyhisselatü vesselam)'ın hüküm verdiği bir konuda benim hiçbir tercih yapma, kabul edip etmeme hakkım olmadığını bildirmiyor mu? (Ahzâb 36)

Allah'ın Peygamberinin verdiği herhangi bir hükme karşı gelmem halinde, beni 'sapmış' olmakla suçlamıyor mu bu ayet?
Peki bu ayetin emri, benim hakkımda olduğu kadar, bir Müslüman olarak sizin hakkınızda da gelmiş olmuyor mu?
 
Allah'ın Peygamberi (aleyhisselatü vesselam)'ın ve Raşit Halifelerinin (radiyallahü anhüm) ve tüm ümmetin (icma) uyguladığı bu ilahi cezayı nasıl vahşet olarak yorumlayabiliyorsunuz?
Sizce, Peygamberimiz ve kıymetli sahabileri vahşi insanlar mıydı(!)?
(Hâşâ ve kellâ)
 
Anlamanız için durumu bir örnekle yakınlaştıracağım;
 
Allah uzak etsin; evinize gittiğinizde, eşinizi yabancı bir erkekle zina yaparken yakalasaydınız, aklınıza ilk olarak ikisini de öldürmekten başka bir şey gelir miydi?
Elbette gelmezdi ve bu onur kırıcı ihanetten dolayı, ölüm cezasını az bile bulurdunuz.
 
İşte adalet dini olan İslam, namusuna ihanet edilmiş olan senin elini kana bulamanı istemediği için, bu öldürme işini devlete bırakarak, seni, 20 yıl hapis yatma rezaletinden de kurtarmış olur. Hadise budur...
 
Bu açıklamalardan sonra, geçelim İslam’da Recm'in delillerine:
 
* Zina bütün semavî dinlerde haram kılınmış ve çok kötü bir fiil olarak kabul edilmiştir. İslam’da zina büyük günahlardan olup, ırz, namus ve neseplere yönelik olduğu için, cezası da hadlerin en şiddetlisidir.
 
Zinanın cezası, fiili işleyenin evli veya bekâr oluşuna, İslâmî emir ve yasaklarla yükümlü bulunup bulunmamasına göre kısımlara ayrılır. Dayak, taşla öldürme, sürgün ve İslam devleti’nin koyacağı tazir cezası bunlar arasındadır.
 
Hz. Peygamber’in evli olarak zina edene recm cezası uyguladığı, tevatüre ulaşan hadislerle sabittir. Temelde kıyasa göre evlilere de yüz değnek (celde) cezası uygulanması gerekirken, bu konudaki hadislerle amel edilerek recm cezası öngörülmüştür.
 
Recm konusunda hükmü devam eden, fakat Kur’an ayeti olarak okunması neshedilen bir ayet de nakledilir.
 
Abdullah b. Abbas (r. anhümâ), Hz. Ömer`in minberde şöyle dediğini rivâyet etmiştir. "Cenab-ı Allah Muhammed (s.a.s)`i hak ile göndermiş ve O`na Kitab`ı indirmiştir. Recm ayeti de O`na indirilen ayetlerden idi. Biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve anladık. Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık." Korkarım, zaman geçince birileri çıkıp "Biz Allah`ın kitabında recmi bulamıyoruz" der ve Allah`ın indirdiği bir farzı terkederek sapıklığa düşerler. Şüphesiz recm, Allah`ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır." (Müslim, Hudûd, 15)
 
Hz. Ömer`in sözünü ettiği okunuşu mensuh ayet şudur: "İhtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ederlerse, onları recmedin." (Mâlik, Muvatta, Hudûd 10; İbn Mâce, Hudûd, 9; Ahmed b. Hanbel, V, 132, 183)
Hz. Ömer`in recmi, Medine minberinden ilân etmesi, içlerinde birçok sahabe bulunan cematten hiç birinin buna karşı çıkmaması, recmin sabit olduğunu gösterir. (Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi, Ahmed Davudoğlu, Istanbul 1978, VIII, 350)
 
İmam Serahsî (ö. 490/1097) Ömer (r.a)`in şöyle dediğini nakleder:
 
"Eğer insanlar, Ömer Allah`ın Kitabına ilave yaptı demeyecek olsalar, ‘ihtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ettikleri...’ ifadesini Mushaf'ın haşiyesine yazardım" (es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut 1398/1978, IX, 37)
 
Hz. Peygamber`in recm cezasına uygulama örnekleri:
 
1. İşvereninin eşiyle zina eden bekâr işçiye yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası, kadına ise recm uygulanmıştır.
 
Ebû Hureyre ile Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.anhumâ)`dan nakledildiğine göre, zina eden kadının kocası ile, zina eden işçinin babası Resulullah (s.a.s)`e başvurarak bu konuda "Allah`ın kitabı" ile hüküm vermesini istemişlerdir. İşçinin babası şöyle dedi:
 
"Benim oğlum bu adamın yanında işçi idi. Onun hanımı ile zina etti. Bana, oğlum için recm gerektiği haber verildi. Ancak ben onun adına yüz koyunla bir cariye fidye verdim. Bu arada bilenlere danıştım, (oğlum bekâr olduğu için) ona yüz değnekle bir yıl sürgün cezası, bunun karısına ise recm cezası gerektiğini haber verdiler."
 
Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
 
“Nefsim kudret elinde olan Allah`a yemin ederim ki, aranızda Allah`ın kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar geri verilecek. Oğluna yüz değnekle bir yıl sürgün gerek. Ey Üneys, sen de bu adamın karısına git.
Eğer zinasını itiraf ederse, onu recmet.” Üneys kadına gitmiş ve kadın suçunu itiraf etmiş, Hz. Peygamber`in emri üzerine de recmedilmiştir. (Müslim, Hudûd, 25; Buhârî, Hudûd III, 38, 46, Vekâlet,13)
 
2. Zinasını dört defa ikrar eden Mâiz b. Mâlik (r.a)`in recmedilmesi.
 
Mâiz b. Mâlik, Hz. Peygamber`e gelerek "Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber "Yazık sana, çık git, Allah`a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Mâiz, pek uzaklaşmadan geri döndü ve "Ey Allah`ın Resulu! Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi. Dördüncü ikrarında "Seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. Mâiz; "Zinadan" dedi. Hz. Peygamber "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu. Böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler. "Şarap içmiş olabilir mi?" diye sordu. Bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. Onda şarap kokusu tesbit edemedi. Hz. Peygamber tekrar "sen zina ettin mi?" diye sordu. Mâiz "Evet" cevabını verdi. Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi. Recimden sonra onun hakkında sahabiler iki kısma ayrıldılar. Bir bölümü Mâiz`in helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını söylediler. Bu farklı yaklaşım üç gün sürdü. Daha sonra yanlarına gelen Resulullah (s.a.s) "Mâiz b. Mâlik için dua edin" buyurdu. "Allah Mâiz`e mağfiret eylesin" dediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mâiz öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara yeterdi" (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 95,109; ez-Zeylaî, Nasbu`r-Râye, III, 314 vd.)
 
3. Gâmidiyeli evli kadının zinadan dolayı recmedilmesi.
 
Mâiz`in recmedilmesinden kısa bir süre sonra Ezd kabilesinin Gâmid kolundan bir kadın geldi ve "Ey Allah`ın elçisi!
Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber "Yazıklar olsun sana. Çık git, Allah’a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Kadın dedi:
 
"Beni, Mâiz`i çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun" Hz. Peygamber, "Sana ne oldu?" diye sordu. Kadın kendisinin zinadan gebe olduğunu söyledi. Bunun üzerine "Sen mi?" buyurdu. Kadın "Evet" dedi.
 
Hz. Peygamber, "Doğuruncaya kadar git" buyurdu. Kadının bu arada geçimini Ensar`dan bir adam üstlendi. Daha sonra Hz. Peygamber`e gelerek;
"Gâmidli kadın doğurdu" dedi. Çocuğun bakımını da Ensar`dan birisi üzerine aldı ve kadın recmedildi." (Müslim, Hudûd, 22, 23, 24; Ibn Mâc`e, Diyât, 36; Mâlik, Muvatta, Hudûd, II)
 
Başka bir rivâyette, çocuk sütten kesilinceye kadar emzirmesine izin verildiği, recm sırasında Hâlid b. Velîd (r.a)`ın üzerine kan sıçraması üzerine kadın hakkında kötü sözler söylediğini işiten Hz. Peygamber`in şöyle buyurduğu nakledilir:
 
"Ey Halid! Yavaş ol. Nefsim kudret elinde olan Allah`a yemin ederim. Bu kadın öyle bir tövbe etti ki, onu bir baççı (vergi memuru) yapsaydı, şüphesiz mağfiret olunurdu" Sonra kadının hazırlanmasını emrederek cenazesini kılmış ve kadın defnedilmiştir (Müslim, Hudûd, 23)
 
4.Evli bulunan Yahudi erkeği ile Yahudi kadınının zina sebebiyle recmedilmesi. Abdullah b. Ömer (r.a)`tan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber`e, zina etmiş bir Yahudi erkeği ile bir Yahudi kadını getirmişler. Allah elçisi, Yahudilere, Tevrat’taki zina hükmünü sormuştur. Yahudiler; "yüzleri karaya boyanır, sırt sırta hayvan üzerine bindirilip sokaklarda dolaştırılır" demişler. Tevrat getirilmiş, ancak okuyan Yahudi genci recm ayetine gelince ceza kısmını parmağı ile kapatıp atlayınca durumu farkeden ve Yahudi iken İslâm`a giren Abdullah b. Selâm, Hz. Peygamber`e Yahudinin Tevrat`ın üzerinden elini kaldırmasını emir buyurmasını istemiştir. Yahudi elini kaldırınca recm ayeti görülmüş ve her iki Yahudi hakkında da evli olarak zina ettikleri için recm uygulanmıştır. (Müslim, Hudûd, 26)
 
Bera b. Azib (r.a)`ten nakledilen, iki Yahudinin recmedilmesi olayı ise şöyledir:
 
Hz. Peygamber`e, yüzü kömürle karartılmış ve dayak vurulmuş bir Yahudi getirildi. Allah elçisi Yahudilere evlilerin zinasının Tevrat`taki hükmünü sordu. Onlar, bu şekilde olduğunu söyleyince, bir Yahudi bilginine "Sana, Tevrat`ı Musa ya indiren Allah aşkına soruyorum. Zina edenin Tevrat`taki hükmü nedir?" diye sordu, Yahudi bilgini; Tevrat`ta recim var. Fakat zina eşraf arasında artınca, şerefli birini getirirlerse serbest bırakır, yoksul biri yakalanırsa onu recmeder olduk. Bu iki sınıfa eşit ceza için recmi terkettik, kömürle boyayıp, dayak vurmayı recmin yerine koyduk."
 
Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Allah’ım! Senin emrini onlar değiştirdikten sonra ilk uygulayan benim.” Bunun üzerine emir verdi ve Yahudi recmedildi." (Müslim, Hudûd, 28)
 
* Alıntı Başlangıcı - Sorularla İslamiyet